31 Ağustos 2022 Çarşamba

AKP ve Erdoğan "hesap verecek" mi?

 Uzun yıllardır sol partilerin eylemlerde attığı bir slogandır: "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek!".

TİP milletvekili Ahmet Şık da diyor ki:

"İktidar değiştiğinde AKP bir siyasi parti muamelesi görmeyecek, kapatılacak, suça karışanlar yargılanacak."

Biz de diyoruz ki, hiç sanmıyoruz! Ahmet Şık'ın iktidar değiştiğinde derken kastettiği muhtemel "Millet İttifakı" iktidarında "devr-i sabık yapmayacağız" denilecek ve kendisiyle şu ya da bu biçimde "helalleşilecek"tir. Günümüzde bütün burjuva muhalefet sözcüleri Erdoğan'a ve AKP'ye oranla Menderes'in, Demirel'in ve Özal'ın karşılaştırılamayacak kadar iyi olduğunun propagandasını yapıyorlar. "Türkiye'yi NATO'ya sokan" Menderes'i, Türk devletine "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Türk dünyası" perspektifini veren Demirel'i hatta "Türkiye'yi dünyaya açan" Özal'ı yere göğe koyamıyorlar. Bunların ve partilerinin kendi iktidarları döneminde ezilen ve sömürülen kitlelere karşı işledikleri bütün suçları unutuyorlar.  Menderes'in NATO'ya girişin bedeli olarak Kore'de Türkiye halklarının çocuklarını "ucuz asker" olarak kurban etmesini, "bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" diyen Demirel'in bütün ilerici ve devrimci hareketlere karşı her türlü anti-komünist, faşist akımları teşvik etmesini, işçi sınıfının "Çankaya'nın şişmanı, işçi düşmanı" lakabını taktığı Özal'ın 12 Eylül yasaklarını ve 12 Eylül faşizminin işçi sınıfına dayattığı muazzam sefaleti sonsuza kadar korumak istemesini (ki işçi sınıfının kitlesel 89 Bahar Eylemleri patlamasına yol açmıştır) hiç hatırlamak istemiyorlar. Üzerinden yeterince zaman geçince Erdoğan'ın bu burjuva baylar ve bayanlar tarafından Türkiye'yi emperyalizm aşamasına geçiren, savaş sanayiine çağ atlatan vb. bir tür 2. Atatürk olarak yüceltilmesi bile mümkündür. En kötü ihtimal Tansu Çiller gibi yolsuzluk dosyaları kapatılır ve Boğaz'da bir yalı verilir, rahat içinde yaşayıp gider... 

Bu yüzden sınıf ve tarih bilinçli proleter devrimciler yukarıdaki sloganı her duyduğu yerde şununla tamamlamaya çalışır: "Gün gelecek, devran dönecek, sermaye halka hesap verecek!" Zira ülkemizdeki burjuva cumhuriyetin bütün tarihi sermayeden devrimle hesap sorulmadığı sürece bir burjuva iktidarın gidip başkasının gelmesinin ezilen ve sömürülen yığınların kaderinde hiçbir ciddi değişikliğe yol açmadığını defalarca kanıtlanmasından ibarettir. Burjuvazinin sınıf iktidarından proleter devrimle hesap sorulmadığı sürece Menderes'lerin, Demirel'lerin, Özal'ların, Çiller'lerin suçlarının hesaplarının "divana kalması" gibi Erdoğan'ın ve AKP'ninkiler de pekâlâ kalabilir. 

Sınıf Politikası

23 Ağustos 2022 Salı

Küçük-burjuva “sol” işçi sınıfına nasıl zaman kaybettiriyor?

"... O zaman da söyledik, şimdi de söylüyoruz: Burjuva muhalefetin yenilgisine de zaferine de ortak olmayalım! Biz kendi işçi-emekçi ittifakımızı inşa edelim ve kendi bağımsız sınıf siyasetimizi yapalım!" 

20 Ağustos 2022 Cumartesi

TİSK'in ve reformistlerin özlediği Alman usulü ücret düzeni

Azılı işçi düşmanı Refik Baydur'un (TİSK'in) ve reformist “işçi partisi”nin özlediği (Alman usulü) ücret ve toplu sözleşme düzeni

18 Ağustos 2022 Perşembe

Güney Afrika'da işçi katliamı

Güney Afrika’daki son işçi katliamının bir kez daha gösterdiği gibi:
'Her kızıl bayrak, komünizmin bayrağı değildir!'

17 Ağustos günü çeşitli haber kaynaklarına düşen bir habere göre:

"Grevlerin, eylemlerin ve işçi katliamlarının eksik olmadığı Güney Afrika'da, hükümetteki Afrika Ulusal Konseyi'nin (ANC) yönettiği Steve Tshwete belediyesinin özel güvenlik güçleri tarafından grevci işçilerin üzerine ateş açılması sonucunda dört işçi ağır yaralandı. İşçilerden ikisi hayatını kaybetti."  

Güney Afrika'da ırkçı apartheid rejimi yıkıldıktan bu yana ANC'nin kesintisiz olarak iktidarı "üç parçalı ittifak "adı altında ultra-revizyonist Güney Afrika "Komünist" Partisi ve onun sendikal konfederasyonu COSATU (Güney Afrika Sendikaları Konfederasyonu) ile resmen paylaştığı unutulmamalı. Bunlar 2012'de 34 madencinin katledildiği Marikana katliamı da dahil olmak üzere "siyah" burjuva düzeninin bütün katliamlarına işçi sınıfına ve yoksullara karşı bütün saldırılarına ortaktırlar. Siyah işçiler, sınıfsal kurtuluşla birleşmeyen ulusal kurtuluşun işçiler için ne kadar az şeyi değiştirdiğini şöyle anlatıyorlar: "Eskiden bizi sadece beyaz polisler kurşunluyordu, şimdi siyah ve beyaz polisler kurşunluyor."

Günümüzde sahte "komünizm" bütün dünyada aslında son derece örgütlü ve güçlüdür. Çin, Kuzey Kore, Küba, Vietnam gibi sahte "K"P'lerin ya da "İşçi Partileri”nin hâlâ iktidarda olduğu ülkeleri bir yana koysak bile, Hindistan'da, Rusya'da, Brezilya'da, Yunanistan'da, İspanya'da, Nepal'de, Japonya'da, Sri Lanka'da, Kıbrıs'ta ve daha pek çok yerde bazılarının üye sayısı 100 binleri bulan, pek çoğu ulusal veya yerel hükümetlerin açık veya örtülü ortağı olan sahte komünist özde sosyal-demokrat partiler - açık sosyal-demokrat, "sosyalist", "solcu" vb. partilerle birlikte - burjuvazinin iktidarının sürdürülmesinde kritik bir rol oynuyorlar. Örneğin günümüzde Rus emperyalizminin Ukrayna’da yürüttüğü acımasız emperyalist işgal savaşının en güçlü destekçilerinden biri 160 bin üyesi olduğunu söyleyen Rusya Federasyonu “Komünist” Partisi’dir. 

Lenin'in ısrarla vurguladığı gibi bu burjuva ve küçük-burjuva "işçi partileri" burjuvazinin işçi sınıfı içindeki temel sosyal dayanağıdır, bunlar olmadan burjuvazi bir çok ülkede bir gün bile ayakta kalamaz, bu partiler "sol", işçi dostu vb. maskeleriyle burjuvazinin iktidarını - yine Lenin'in vurgusuyla - "açık burjuva partilerinden daha iyi" savunurlar ve en kritik anlarda düzene kalp ilacı olurlar. Çoğu zaman işçi sınıfına ve emekçi yığınlara açık burjuva partilerin cesaret edemediği en ağır saldırıları yine bunlar gerçekleştirir.

O yüzden dün olduğu gibi bugün de bütün ülkelerden sınıf bilinçli işçilerin öğrenmesi gereken ilk derslerden biri şudur: "Her kızıl bayrak, komünizmin bayrağı değildir."


11 Ağustos 2022 Perşembe

Hükümet yeniden TÜSİAD-İMF çizgisine yöneliyor

AKP-MHP-Saray hükümeti bir tür İMF'siz İMF programına geçiyor ve ilk elde en azından bir 50 milyar dolara ulaşmak için her yerden para topluyor, sadece kaynağı belirsiz para girişlerini gösteren net hata noksan 17,5 milyar dolarla rekor kırmış durumda. Ruslar'dan, Suudiler'den, Birleşik Arap Emirlikleri'nden ciddi paralar topluyorlar ve aynı zamanda da tüketimi kısacak önlemleri sessiz sedasız uygulamaya sokuyorlar, bankalar tüketici kredisi verirken kırk dereden su getirdiği haberlere yansıyor. Hakeza Nebati de tüketimin kısılması için ÖTV'nin daha da arttırılabileceğini açıkladı. Aslında bunun ne kadar İMF'siz olduğu da tartışmalı, bazı iddialara göre hükümet yıllardır borç almamakla övünüp durduğu İMF'den de sessizce belli miktar borç almıştır. Ne İMF'nin ne de sayılan ülkelerin Türkiye'ye babalarının hayrına para vermeyeceği ve bazı taleplerde bulunacağını ve bu taleplerin faturasını yine emekçi halkın sırtına yükleneceğini çocuklar bile biliyor ama bu taleplerin ne olduğunu henüz kimse bilmiyor.