Burjuva ve küçük-burjuva partiler cephesinde ittifaklar borsası tavan yapmış durumda. Bu pazarlıklar içinde bir azılı gerici Hüda-Par, Yeniden Refah vb. partilerin "Cumhur ittifakı" ile yürüttüğü ittifak görüşmelerine bakın, bir de bizim TİP'lerin, Sol Parti'lerin, EMEP'lerin "hiçbir karşılık beklemeden" peşin peşin burjuva muhalefetin kuyruğuna takılmalarına ve başkalarını da takma çabalarına ve yöntemlerine bakın. Birinciler bu fırsatı kullanarak kendi gerici programlarının başka zaman yapabileceklerinin yüz katı, bin katı kadar yaygın ve güçlü propagandasını yapıyorlar. İkincilerin tek gündemi "birinci turda işi bitirmek" ve kırık dökük birkaç lakırdı hariç sosyalizm adına söyleyecek programatik hiç bir sözleri yok. Temel gündemleri de kesinlikle sosyalizmin, devrimin propagandası değil. Onlar tamamen burjuva muhalefetin bir an evvel iktidara gelmesine odaklanmış durumdalar, bu şekilde kurulacak yeni bir burjuva hükümetten açık ve örtülü olarak inanılmaz beklentileri (bunun ülkeye demokrasi getirmesi, AKP-Erdoğan döneminin bütün suçlarından hesap sorması vb.) vardır ve diğer her şey onların gözünde "şu an için" tamamen talî önemdedir.
Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!
Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halklar, birleşin!
14 Mart 2023 Salı
İttifak pazarlıklarında aşırı gerici ve "sosyalist" küçük partilerin taktiği
15 Kasım 2022 Salı
TİP'in eğik düzlemi
Çok laisist ama çok da reel politiker Bay Erkan Baş burjuva ortaklarıyla iftar açarken...
- HDP'den transfer TİP milletvekili Ahmet Şık sağ partileri bile sollayarak Kemal Kılıçdaroğlu'nun Aleviliğini gündeme getirdi ve "Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi olmasının Türkiye toplumu ve siyaseti için -bizler için değil elbette- bir mesele olduğunu kavrayarak hareket etmesi gerekiyor" dedi. Alevi toplumu doğal olarak buna tepki gösterdi ama Şık özeleştiri yapacağına eleştirenleri suçlamayı tercih etti. Diğer TİP'liler de bunu savundu, Türkiye'nin "sosyolojik gerçekliği bu Ahmet Şık sadece olguyu dile getirmiş, bunu eleştirenler Türkiye gerçeklerinden habersiz" vb. dediler.
- CHP'den transfer TİP milletvekilli Sera Kadıgil “Sayın Akşener ile de, partisiyle de taban tabana zıttız. Ancak ataerkilin iliklerine kadar işlediği ülkücü camiada bir kadın lider olarak sivrilmesi ve kadın konularında hiç geri basmaması bence kıymetli.” diyerek "ülkücü camia"yı eleştirir görünüp, kontrgerilla ablası kimliğiyle tanınan Meral Akşener'i övdü. TİP'liler bunu da savundu, "ne var bunda, doğru söylüyor" dediler.
31 Ağustos 2022 Çarşamba
AKP ve Erdoğan "hesap verecek" mi?
Uzun yıllardır sol partilerin eylemlerde attığı bir slogandır: "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek!".
TİP milletvekili Ahmet Şık da diyor ki:
"İktidar değiştiğinde AKP bir siyasi parti muamelesi görmeyecek, kapatılacak, suça karışanlar yargılanacak."
Biz de diyoruz ki, hiç sanmıyoruz! Ahmet Şık'ın iktidar değiştiğinde derken kastettiği muhtemel "Millet İttifakı" iktidarında "devr-i sabık yapmayacağız" denilecek ve kendisiyle şu ya da bu biçimde "helalleşilecek"tir. Günümüzde bütün burjuva muhalefet sözcüleri Erdoğan'a ve AKP'ye oranla Menderes'in, Demirel'in ve Özal'ın karşılaştırılamayacak kadar iyi olduğunun propagandasını yapıyorlar. "Türkiye'yi NATO'ya sokan" Menderes'i, Türk devletine "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Türk dünyası" perspektifini veren Demirel'i hatta "Türkiye'yi dünyaya açan" Özal'ı yere göğe koyamıyorlar. Bunların ve partilerinin kendi iktidarları döneminde ezilen ve sömürülen kitlelere karşı işledikleri bütün suçları unutuyorlar. Menderes'in NATO'ya girişin bedeli olarak Kore'de Türkiye halklarının çocuklarını "ucuz asker" olarak kurban etmesini, "bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" diyen Demirel'in bütün ilerici ve devrimci hareketlere karşı her türlü anti-komünist, faşist akımları teşvik etmesini, işçi sınıfının "Çankaya'nın şişmanı, işçi düşmanı" lakabını taktığı Özal'ın 12 Eylül yasaklarını ve 12 Eylül faşizminin işçi sınıfına dayattığı muazzam sefaleti sonsuza kadar korumak istemesini (ki işçi sınıfının kitlesel 89 Bahar Eylemleri patlamasına yol açmıştır) hiç hatırlamak istemiyorlar. Üzerinden yeterince zaman geçince Erdoğan'ın bu burjuva baylar ve bayanlar tarafından Türkiye'yi emperyalizm aşamasına geçiren, savaş sanayiine çağ atlatan vb. bir tür 2. Atatürk olarak yüceltilmesi bile mümkündür. En kötü ihtimal Tansu Çiller gibi yolsuzluk dosyaları kapatılır ve Boğaz'da bir yalı verilir, rahat içinde yaşayıp gider...
Bu yüzden sınıf ve tarih bilinçli proleter devrimciler yukarıdaki sloganı her duyduğu yerde şununla tamamlamaya çalışır: "Gün gelecek, devran dönecek, sermaye halka hesap verecek!" Zira ülkemizdeki burjuva cumhuriyetin bütün tarihi sermayeden devrimle hesap sorulmadığı sürece bir burjuva iktidarın gidip başkasının gelmesinin ezilen ve sömürülen yığınların kaderinde hiçbir ciddi değişikliğe yol açmadığını defalarca kanıtlanmasından ibarettir. Burjuvazinin sınıf iktidarından proleter devrimle hesap sorulmadığı sürece Menderes'lerin, Demirel'lerin, Özal'ların, Çiller'lerin suçlarının hesaplarının "divana kalması" gibi Erdoğan'ın ve AKP'ninkiler de pekâlâ kalabilir.
Sınıf Politikası
20 Ağustos 2022 Cumartesi
TİSK'in ve reformistlerin özlediği Alman usulü ücret düzeni
Azılı işçi düşmanı Refik Baydur'un (TİSK'in) ve reformist “işçi partisi”nin özlediği (Alman usulü) ücret ve toplu sözleşme düzeni
26 Kasım 2019 Salı
Hepiniz oradaydınız...
T"K"P'nin önde gelen twitter ideologlarından, "siyaset bilimci" Bay Fatih Yaşlı, Perinçekçilerle Sedat Peker'in buluşması için "aynı gemiye binmişler, çok da yakışmış" buyurmuş.
Perinçek ve tayfası dün karşı-devrimci olmadı. 12 Eylül'den önce devrimcileri çarşaf çarşaf ihbar eden, 12 Eylül'ün faşist savcılarına "verin yıkıcı ve bölücü örgütlerin iddianamesini biz yazalım, o konuda en geniş bilgiler bizde var" diyen, yine 12 Eylül faşist cuntasının sözümona işkence yaptırmadığını kanıtlamak için yurtdışından bir adamını (Mustafa Kemal Çamkıran) getirtip törenle devlete teslim eden bunlardan başkası değildi. Bay Fatih Yaşlı gibi, Türkiye siyasal tarihi üzerine engin bilgilere sahip olan büyük "siyaset bilim"cilerinizin bunları bilmesi gerekirdi.
Ama sizin evlere şenlik T"K"P'niz düne kadar onlarla "devrimci dayanışma" yapıyordu:
"Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş da Ulusal Kanal’ın canlı yayınına katılarak, “Türkiye’deki devrimci ve sosyalist güçlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini” söyledi. Baş, “Bu tür saldırılar gerici saldırılardır. Bunlara karşı birlikte mücadele etmek gerekir” dedi. Aydınlık gazetesinde yer alan haberde ise TKP Başkanı Baş’ın “Devrimci mevzi alınmalı” sözlerine yer verildi." https://archive.is/ZqKF1)
Yani düne kadar Perinçekçiler size gelmeden o fotoğrafa siz kendiniz girmeye çalışıyordunuz. Yoksa kadronuzda bu kadar engin tarih bilgilerine sahip böylesine büyük "siyaset bilimciler" ve "Marksistler" olmasına rağmen siz de mi "aldatıldınız"?
Sınıf Politikası/Akıntıya Karşı
14 Ekim 2019 Pazartesi
Erkan Baş'ın son incisi: TSK savaşa "alet ediliyor"muş!*
"TSK, Saray'ın savaşına alet edilmeye çalışılmaktadır. O yüzden ilan ediyoruz: TSK'nin, Saray’ın savaşına alet edilmeye çalışılması kabul edilemez. Her baskıcı rejim ve iktidar gibi, Saray Rejimi de sorunlarını silahla, kan ve gözyaşı siyasetiyle çözme arayışına girmiştir. Yerel seçimlerde istediği sonucu alamayan iktidar, başlattığı harekâtla içeride toplumsal desteğini artırmaya, muhalefeti ise sindirmeye çalışmaktadır."
Sınır Tanımayan Oportünistler Örgütü başkanı Bay Erkan Baş'ın son açıklaması aynen böyle... TSK savaşa "alet ediliyor"muş! Burjuva devletin, ordunun ve savaşın sınıf karakterini bir türlü anlamayan/anlamak istemeyenlerin düşeceği ahmaklık düzeyi budur işte.
TC'nin ve TSK'nın Suriye'ye emperyalist işgal saldırısının sadece "Saray'ın savaşı"na indirgenmesi ve tekelci burjuvazinin bu şekilde aklanması bütün oportünist partiler açısından karakteristiktir ve salt TİP'e özgü değildir. Fakat "TSK savaşa alet edilemez" gibi dahiyane bir inciyi yumurtlamak Türk Kautsky'si olmaya soyunmuş olduğu anlaşılan Bay Erkan Baş'a nasip olmuştur. TSK savaşa alet edilemez demek polis teşkilatı grevci işçileri dövmeye alet edilemez demekten hatta itfaiye teşkilatı yangın söndürmeye alet edilemez demekten daha mantıklı değildir. Zira burjuva düzende burjuva ordunun en temel varlık nedenlerinden biri burjuvazisinin sınıf çıkarları doğrultusunda içeride ve dışarıda savaş yürütmektir. Eğer Saray iktidarı varsa (ki bu tekelci burjuvazinin iktidarının yalnızca mevcut andaki biçimidir) doğal olarak TSK da Saray'ın savaşının aleti olacaktır. Fakat bay Erkan Baş gibi oportünistler TSK'yı sınıflar üstü bir örgüt gibi göstermeye, burjuva ordunun niteliğini Marksizmin abc'sinin ışığında değil lisedeki vatandaşlık dersinde öğrendikleri palavraların ışığında değerlendirmeye devam ediyorlar.


