24 Mayıs 2023 Çarşamba

Burjuva muhalefetin hezimetine de, zaferine de ortak olmayalım!



Milletvekili seçimleri ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin birinci turu her zaman olduğu gibi burjuva ittifaklar arasındaki ve bizzat her bir ittifakın içindeki bitmez tükenmez kirli pazarlıklar, şantajlar, kasetler, montajlar, oy çalma iddiaları ve ilkesiz taraf değiştirmeler vb. ile, kısacası burjuva seçimlerinin olmazsa olmaz bütün pislikleriyle geride kaldı. Beklendiği gibi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2. turuna da aynı çizgide gidiliyor.

20 Mayıs 2023 Cumartesi

Ukraynalılar cephede ölürken finans kuruluşları onların tarım arazilerine el koyuyor

Colin Todhunter, off-guardian.org

Ukraynalılar savaşta hayatlarını kaybederken, finans kuruluşları tarım arazilerinin, oligarkların ve Batılı finansörlerin eline geçmesini sinsice destekliyor.

… Farklı kaynaklara göre, Rusya ile çatışma sırasında 100.000 ila 300.000  (muhtemelen daha da fazla) Ukrayna askeri öldü. Tabii ki bu sayıya sivil kayıpları dahil değil.

Ancak bu makalenin konusu bu değil. Bu konuda başka yerlerde çok şey yazıldı. 

Ukraynalılar uluslarını, topraklarını koruduklarına inanarak öldüler. Bu topraklar dünyanın en verimli toprakları arasında yer alıyor.

Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi'nden Profesör Olena Borodina şöyle diyor:

“Bugün, kırsal kesimdeki binlerce erkek ve kadın çiftçi, savaşıyor ve ölüyor. Onlar her şeylerini kaybettiler. Arazilerin alımı ve satımı giderek daha fazla serbestleştirilmektedir ve bu satışların reklamı yapılmaktadır. Ukraynalılar toprakları uğruna canlarını verdiler ama bu durum onların toprakları üzerindeki haklarını gerçekten tehdit ediyor.”

19 Mayıs 2023 Cuma

İşçi sınıfı burjuva cumhuriyeti kutlamalı mıdır? (Luis Emilio Recabarren)

Burjuva cumhuriyete ve onun "millî bayramları"na ezilen ve sömürülen sınıfların sınıf bilincini yükseltmeyi amaçlayan gerçek bir komünistin ("işçi sınıfının vatanı yoktur" sözünü unutan bizim sahte "sosyalist" ve "komünist"lerden farklı olarak) nasıl yaklaşması gerektiğine mükemmel bir örnek .... - İSK'nun notu.



...

Luis Emilio Recabarren*: Başımızı sokacak evi olmayan bizler bir vatanı var mıdır?**

16 Eylül 1905

Şu soruyu defalarca sorduk: “18 Eylül tarihinde kutlanan nedir?” Bazıları, özellikle de burjuvalar şöyle yanıt verir: “Siyasi kurtuluşumuzu, Cumhuriyet olarak bağımsızlığımızı kutluyoruz.” Ama aslına bakarsanız işçi sınıfının 18 Eylül 1810’da Şili’de yaşanan değişimden [***] kazandığı pek bir şey yoktur. Onun sahip olduğu bir özgürlük varsa o da açlıktan ölme, sefalet içinde, kıt kanaat yaşama özgürlüğüdür. Bunu görmek, bu gerçekliği analiz edebilmek için, bizleri kurtulmuş olduğumuza ve Cumhuriyetin bağımsızlığının bizim bağımsızlığımız olduğuna inandıran fanatizmden uzaklaşmamız gerekir.

Kemalist tek parti diktatörlüğünün faşist karakteri ve Türk burjuvazisinin iktidarının sağlamlaştırılmasında döneklerin rolü üzerine Kıvılcımlı

 "İnsaf edelim de, artık Kemalizmin faşizmden ayrılan noktalarını ara­makla zaman yitirmeyelim."

"... 'Profesyonel kuyrukçular' {Şevket Süreyya, Vedat Nedim Tör gibi TKP döneği Kadro'cular kastediliyor}, satılık eşekler gibi yemlerini kim veriyorsa onun adına anırıyorlar. Dün işçi sınıfından bir çıkar umdukları zaman, proletarya ideolojisini bir semer gibi taşıdılar. Bugün arpayı burjuvazi verince, semerlerini attılar. Sırtlarında yaldızlı birer palan, Halk Partisi'nin vurduğu gemle paşaların "adsız" düzenbazı oldular.

13 Nisan 2023 Perşembe

Komünistlerin gerici parlamento seçimlerine yaklaşımının temel ilkeleri üzerine Lenin’den notlar

Aşağıdaki derlemeyi ilk kez Haziran 2011 seçimlerinden hemen önce yayımlamıştık. Ne yazık ki, aradan geçen onca yıla rağmen, devrimci çevrelerin burjuva seçimlere yaklaşımında, o zaman yaptığımız "Komünist ve Devrimci Sol bu seçimlere de işçi sınıfına ve emekçi kitlelere gerçek bir bağımsız ve devrimci politika öneremeyen konumuyla giriyor" saptamamızı değiştirmemizi gerektirecek bir gelişme olmamıştır. Tek fark, o dönemde devrimci eğilimli çevrelerde pasif boykot tavrı ağır basarken günümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde boykot ve parlamento seçimlerinde HDP (günümüzde YSP) adaylarını (HDP/YSP'nin genel reformist çizgisine ve halkların temel sorunlarını TBMM'de ve anayasal/yasal düzen içi reformlarla çözme konusunda yarattığı reformist hayallere öze ilişkin hiçbir eleştiri getirmeden) destekleme tavrı ağır basmaktadır. Ne yazık ki komünist ve devrimci eğilimli çevreler bir uçtan (burjuva seçimlerine katılmanın burjuva düzeni meşrulaştırmak anlamına gelmek zorunda olduğunu, devrimci bir seçim çalışması yapmanın mümkün olmadığını iddia eden pasif boykotçu, "sol" oportünist anlayıştan), diğer bir uca ("kötünün iyisi" olarak reformist partileri ve adayları desteklemeyi alışkanlık hale getirmeye) savrulmuştur. Aslında iki anlayışın temeli de aynıdır, devrimci güçlerin kendi bağımsız inisiyatiflerine ve güçlerine güvenmemeleri. 

Görüşümüze göre, emekçi kitlelerin korkunç bir ekonomik yıkımı günbegün yaşadığı ve kapitalistlerin doymak bilmek kâr hırsı ve burjuva hükümetlerin umursamaz politikaları sonucunda yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği bir depremle derinden sarsıldıkları koşullarda, komünist ve devrimci güçler, her şeye düzen içinde çözüm bulunabileceğini iddia eden liberallerden ve reformistlerden farklı olarak, bu seçimlerden her şeyden önce ve esas olarak devrimin ve komünizmin propagandasını yapmak, ezilen ve sömürülen yığınların temel sorunlarının asla burjuva seçimler ve burjuva parlamento yoluyla çözülemeyeceğini anlatmak için yararlanmalıydı. Bunun için de Marx ve Lenin'in özellikle vurguladıkları gibi, ne "demokrat" maskeli burjuva partilerinin "bu köprüden önceki son çıkış" vb. umacılarına, ne de küçük-burjuva reformistlerin "oyları bölmeyin" laflarına bir nebze bile kulak asmayarak net bir devrimci program temelinde ortak bağımsız devrimci adaylar gösterilmeliydi. Burjuva ve küçük-burjuva akımların bu türden şantajlarına kendilerini kaptıranların istemeyerek de olsa burjuva politikasının birer aletine dönüşecekleri ve dönüştükleri açıktır. Aşağıdaki derlemeyi bu görüşümüzün temellerini bütün yönleriyle ortaya koyduğu, aynı zamanda komünistlerin burjuva seçimlerine katılmasının temel ilkelerini net bir biçimde özetlediği için yeniden yayımlamayı uygun görüyoruz. - İşçi Sınıfının Kurtuluşu

31 Mart 2023 Cuma

Fransa'daki kitlesel protestolar burjuva demokrasisinin maskesini düşürüyor

“...‘Fransa -diye yazıyordu Engels "Onsekizinci Brumaire"in üçüncü baskısına önsözde- tarihsel sınıf mücadelelerinin başka yerlerde olduğundan daha çok, her seferinde kesin sonuca kadar yürütüldüğü, içinde hareket ettikleri ve sonuçlarının özetlendiği değişik politik biçimlerin en keskin hatlarla belirlendiği ülkedir. Ortaçağda feodalizmin merkezi, Rönesans'tan bu yana yekpare zümresel monarşinin örnek ülkesi Fransa, büyük devrim sırasında feodalizmi yerle bir etti ve başka hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bir klasiklikle burjuvazinin saf egemenliğini kurdu. Ve yükselmeye çalışan proletaryanın egemen burjuvaziye karşı mücadelesi de burada başka yerlerde bilinmeyen keskin bir biçimde ortaya çıkar.’ 

1871'den bu yana Fransız proletaryasının devrimci mücadelesinde bir kesinti ortaya çıktığı ölçüde, son ifade eskimiştir, bununla birlikte bu kesinti, ne kadar sürerse sürsün, gelecek proleter devrimde Fransa'nın, tayin edici sonuca kadar sınıf mücadelesinin klasik ülkesi olduğunu kanıtlama olasılığını asla dışlamaz.” (Lenin, Devlet ve Devrim, İnter Yay., s. 43)

Fransa'da resmî emeklilik yaşını kademeli olarak 64'e yükselten ve tam emeklilik için ödenmesi gereken prim tutarlarını arttıran yeni bir yasa, ülke genelinde haftalar boyunca milyonlarca kişinin katıldığı öfkeli protestoların ve grevlerin fitilini ateşledi

29 Mart 2023 Çarşamba

"Halkçı Kemal" ve "bürokrat Kemal"in sınıfsal konumu üzerine ilginç bir materyal

"… Modern toplumda erkin elinde bulunduğu özel katman bürokrasidir. Bu organın modern toplumda egemen olan burjuva sınıfıyla doğrudan ve son derece sıkı bağı, gerek tarihten (bürokrasi, burjuvazinin feodallere karşı, genelde “eski soylu” düzenin temsilcilerine karşı ilk politik aracıydı ve politik egemenlik arenasına safkan toprak sahiplerinin değil, soylu olmayan aydınların, “küçükburjuvazi”nin ilk adımı atışını ifade ediyordu), gerekse de sadece burjuva “halk evlatları”nın girişine açık olan ve bu burjuvaziyle en güçlü binlerce bağla bağlı bu sınıfın oluşum ve saflarına adam alma koşullarından açıkça anlaşılmaktadır. (…) her türlü bürokrasi, gerek tarihsel kökeni, gerekse de mevcut kaynağı ve amacı itibariyle katıksız ve salt burjuva bir kurumdur..." 
(Lenin, Narodnizmin Ekonomik İçeriği ve Onun Bay Struve'nin Kitabındaki Eleştirisi, TE, Cilt 1)

Bir dönem CHP'de yöneticilik de yapmış olan Prof. Yahya Tezel'den Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin tepesine getirilişi (ve Kılıçdaroğlu'nun CHP yönetimine tepeden inme getirdikleri) hakkında ilginç bazı gözlemleri çok sınırlı bazı yorumlarımızı katarak paylaşıyoruz. Görüşümüze göre, burada verilen bilgileri Lenin'in yukarıda aktardığımız bürokrasinin sınıfsal niteliği üzerine sözleriyle karşılaştıran herkes "namuslu bürokrat" kimliğiyle her fırsatta övünen Kemal Kılıçdaroğlu'nun (hakeza onun Faik Öztrak gibi akıl vericilerinin) burjuva elitist sınıfsal konumunu gayet iyi kavrayabilecektir - İşçi Sınıfının Kurtuluşu.