chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2023 Salı

"Solcu" iktisatçı Mustafa Sönmez işçilere karşı



"Solcu" ve "emek dostu" kimliğiyle tanınan iktisatçı Mustafa Sönmez ne yazık ki son günlerde yoksulluk sınırının üzerinde ücret talep eden İzmir Belediyesi işçilerine karşı "işçiler 40 bin tl istiyor" diye yalan kampanyası yürütüyor ve grev kırıcılık yapıyor. Öte yandan açlık sınırı şu kadar oldu, yoksulluk sınırı bu kadar oldu, TÜİK rakamları çarpıtarak çalışanların parasını çalıyor diyor. Yoksulluk sınırı Türk-İş'in hesabına göre 37 bin tl'yi aşmış, İzmir'in de içinde olduğu büyük metropollerde 40 bin tl'nin de üzerinde. Bu durumda sendika 40 bin tl de istese haklı bir talep olurdu. Solcu, emekten yana vb. iddialarında samimi olan bir iktisatçının yapacağı basınç İzmir belediyesi işçileri neden bu kadar yüksek maaş talep ediyor (yüksek denilen maaş yoksulluk sınırının çok altındaydı ve sendika bunun çok daha altına razı oldu) şeklinde değil, Türk-İş de DİSK de kendi açıkladıkları yoksulluk sınırı rakamlarına uygun taleplerde bulunmalıdır, örgütlü oldukları hiçbir yerde yoksulluk sınırının altında bir ücrete razı olmamalıdır, "tek bekar işçi", "hane başına iki çalışan" vb. 12 Eylül zihniyetli hesapları bir yana bırakmalıdır, işçilerin en ağır koşullarda çalıştığı, sıcaktan bile hemen her gün bir işçinin öldüğü (bu arada Tunç Soyer bu sıcakta belediye işçilerine asfalt döktürmekle övünen videolar yayınlıyor) koşullarda yoksulluk sınırının altında bir talepte bulunmak insan haklarına aykırıdır vb. şeklinde olmalıydı. Ülkede yeterince işçi düşmanı patron örgütü yokmuş gibi CHP'li belediyelerin "Sosyal Demokrat İşveren Sendikası" adı altında bir patron örgütü (başında da Tunç Soyer bulunuyor) kurmasını eleştirmeliydi. Mustafa Sönmez grev kırıcılık yaparak belediyelerden alacağı kitap yazma siparişlerini, belediye fonlarıyla yapılacak tv programlarını vb. garanti altına almaya çalışıyor. Lenin "işçi hareketinin oportünist kanadına mensup satın alınmış militanların ve aydınların burjuvalardan daha iyi burjuvaziyi savundukları kanıtlanmıştır." diye boşuna yazmamış.


İşçi Sınıfının Kurtuluşu

24 Mayıs 2023 Çarşamba

Burjuva muhalefetin hezimetine de, zaferine de ortak olmayalım!



Milletvekili seçimleri ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin birinci turu her zaman olduğu gibi burjuva ittifaklar arasındaki ve bizzat her bir ittifakın içindeki bitmez tükenmez kirli pazarlıklar, şantajlar, kasetler, montajlar, oy çalma iddiaları ve ilkesiz taraf değiştirmeler vb. ile, kısacası burjuva seçimlerinin olmazsa olmaz bütün pislikleriyle geride kaldı. Beklendiği gibi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2. turuna da aynı çizgide gidiliyor.

29 Mart 2023 Çarşamba

"Halkçı Kemal" ve "bürokrat Kemal"in sınıfsal konumu üzerine ilginç bir materyal

"… Modern toplumda erkin elinde bulunduğu özel katman bürokrasidir. Bu organın modern toplumda egemen olan burjuva sınıfıyla doğrudan ve son derece sıkı bağı, gerek tarihten (bürokrasi, burjuvazinin feodallere karşı, genelde “eski soylu” düzenin temsilcilerine karşı ilk politik aracıydı ve politik egemenlik arenasına safkan toprak sahiplerinin değil, soylu olmayan aydınların, “küçükburjuvazi”nin ilk adımı atışını ifade ediyordu), gerekse de sadece burjuva “halk evlatları”nın girişine açık olan ve bu burjuvaziyle en güçlü binlerce bağla bağlı bu sınıfın oluşum ve saflarına adam alma koşullarından açıkça anlaşılmaktadır. (…) her türlü bürokrasi, gerek tarihsel kökeni, gerekse de mevcut kaynağı ve amacı itibariyle katıksız ve salt burjuva bir kurumdur..." 
(Lenin, Narodnizmin Ekonomik İçeriği ve Onun Bay Struve'nin Kitabındaki Eleştirisi, TE, Cilt 1)

Bir dönem CHP'de yöneticilik de yapmış olan Prof. Yahya Tezel'den Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin tepesine getirilişi (ve Kılıçdaroğlu'nun CHP yönetimine tepeden inme getirdikleri) hakkında ilginç bazı gözlemleri çok sınırlı bazı yorumlarımızı katarak paylaşıyoruz. Görüşümüze göre, burada verilen bilgileri Lenin'in yukarıda aktardığımız bürokrasinin sınıfsal niteliği üzerine sözleriyle karşılaştıran herkes "namuslu bürokrat" kimliğiyle her fırsatta övünen Kemal Kılıçdaroğlu'nun (hakeza onun Faik Öztrak gibi akıl vericilerinin) burjuva elitist sınıfsal konumunu gayet iyi kavrayabilecektir - İşçi Sınıfının Kurtuluşu.

16 Mart 2023 Perşembe

"İki parti sistemi"nin sınıfsal işlevi

Türkiye'de uzun on yıllardır fiilen iki ana burjuva partinin rekabet ettiği bir sistem yürürlüktedir. A la turka başkanlık sistemine geçişle birlikte kaçınılmaz olarak oluşan "Cumhur" ve "Millet" burjuva ittifakları ile bu durum daha da pekişmiştir. Bütün burjuva ve küçük-burjuva partiler eninde sonunda bu iki ittifakın çevresinde toplanmak zorunda kalmaktadır. Aslında bunlar ABD'deki - çizgileri birbirlerinden çok zor ayırt edilebilen ve her ikisi de tekelci burjuvaziye hizmet eden - "Cumhuriyetçiler" ve "Demokratlar" örneğinde olduğu gibi fiilen bütün burjuva politika sahnesine hakim olan iki ana burjuva partisi durumundadır. 

Lenin ünlü Sol Komünizm eserinde bu sistemin sınıfsal işlevini "yüzlerce yıllık deneyimle kutsanmış -ve sömürenler için olağanüstü yararlı olan- (sömürücülerin) 'iki parti' sistemi" sözleriyle ortaya koymuştur. (Lenin, Sol "Radikalizm, Komünizmin Çocukluk Hastalığı, İnter Yay., s. 83)

10 Ekim 2019 Perşembe

Bu savaş sadece “Saray’ın savaşı” mı?

TSK'nın "Barış Pınarı Harekatı" adı altında başlattığı işgal harekatı hakkında HDP Genel Merkezinin twitter hesabından yaptığı açıklama şöyle: “Kürt halkının Arap, Türkmen, Süryani, Ermeni ve Ezidi halkları ile birlikte eşitlik ve kardeşlik hukuku içerisinde yaşamaları Türkiye için bir tehdit değil, bir güvencedir. Bu savaş halkların değil Sarayın savaşıdır.”

Pek değerli HDP yöneticisi dostlar: lütfen kendinizi ve halkları kandırmaktan vazgeçin, vazgeçemiyorsanız da en azından şu kritik günlerde biraz mola verin! "Kürt halkının Arap, Türkmen, Süryani, Ermeni ve Ezidi halkları ile birlikte eşitlik ve kardeşlik hukuku içerisinde yaşamaları" ya da buyönde atılan her adım tabii ki Türkiye halkları için kesinlikle bir tehdit değildir, tam tersine çok olumlu bir kazanımdır, ama Türk sermaye devleti için pekâlâ ciddi bir tehdittir.

13 Nisan 2017 Perşembe

Erdoğan'ın özlediği "Disiplinli Hürriyet" ya da "Milli Şef"lik rejimi

Erdoğan'ın özlemini duyduğu, şimdiden önemli ölçüde fiilen hayata geçirmiş olduğu ve 16 Nisan referandumuyla legalize etmeyi amaçladığı rejim Türkiye tarihinin hiç de yabancısı olmadığı bir rejimdir. Bu faşizmin "Führer ilkesi"nden ilham alan "Milli Şeflik" rejimi olarak Kemalist tek parti diktatörlüğü döneminde Türkiye'de uygulanmış olan rejimin üzerine bol "İslam" sosu dökülmüş bir yeniden baskısından ibarettir.

9 Kasım 2013 Cumartesi

CHP Koç'un marinasından yönetiliyor


Kalamış Marina, CHP'nin gerçek Genel Merkezi

Seçimler yaklaşırken sermaye partilerinin birbirleri arasındaki ve kendi içlerindeki iktidar kapışmaları bir kez daha bu partilerle tekelci sermaye çevreleri arasındaki sıkı ilişkiler hakkında normal zamanlarda kamuoyunun gözünden az çok başarıyla gizlenen önemli gerçekleri açığa çıkarıyor.

15 Ocak 2011 Cumartesi

Yeni CHP, eski hikaye*

“İş alemi soldan sağa işaret veren bir partiye daima sıcak bakar.”

Muhalefetteki burjuva partilerinde moda tabirle hararetli bir “yeniden yapılanma” süreci yaşanıyor. Saadet Partisi bölünerek Has Parti'yi doğurdu. MHP'de ise benzer bir bölünme korkusuyla küskünler partiye dönmeye çağırılıyor. En çalkantılı süreç ise, sermayenin AKP'ye alternatif olabilecek bir konuma getirmek için teşvik ettiği CHP'de yaşandı. CHP'deki kıran kırana koltuk çekişmesi 15. Olağanüstü Kurultay sonucunda şimdilik bastırılmış görünüyor.

Burjuva basınına bakılırsa, kurultay salonundaki bir afişte başına “Che” şapkası geçirilen Kılıçdaroğlu'nun delegelere “yoldaşlar” diye seslendiği Kurultay'dan "yepyeni bir CHP" doğdu.