tüsiad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tüsiad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2022 Perşembe

Hükümet yeniden TÜSİAD-İMF çizgisine yöneliyor

AKP-MHP-Saray hükümeti bir tür İMF'siz İMF programına geçiyor ve ilk elde en azından bir 50 milyar dolara ulaşmak için her yerden para topluyor, sadece kaynağı belirsiz para girişlerini gösteren net hata noksan 17,5 milyar dolarla rekor kırmış durumda. Ruslar'dan, Suudiler'den, Birleşik Arap Emirlikleri'nden ciddi paralar topluyorlar ve aynı zamanda da tüketimi kısacak önlemleri sessiz sedasız uygulamaya sokuyorlar, bankalar tüketici kredisi verirken kırk dereden su getirdiği haberlere yansıyor. Hakeza Nebati de tüketimin kısılması için ÖTV'nin daha da arttırılabileceğini açıkladı. Aslında bunun ne kadar İMF'siz olduğu da tartışmalı, bazı iddialara göre hükümet yıllardır borç almamakla övünüp durduğu İMF'den de sessizce belli miktar borç almıştır. Ne İMF'nin ne de sayılan ülkelerin Türkiye'ye babalarının hayrına para vermeyeceği ve bazı taleplerde bulunacağını ve bu taleplerin faturasını yine emekçi halkın sırtına yükleneceğini çocuklar bile biliyor ama bu taleplerin ne olduğunu henüz kimse bilmiyor. 

7 Ekim 2019 Pazartesi

TÜSİAD'dan Türk hükümetinin Suriye'yi kolonizasyon planına tam destek

Küçük burjuva sosyal ve ulusal oportünistlerimize göre barış ve demokrasi taraftarı olan TÜSİAD'ın TC'nin Suriye'ye karşı yürüttüğü emperyalist işgal savaşına bakışı nasıldır? 

Hakkını verelim, hâlâ Türk tekelci burjuvazisinin amaçlarıyla Türk devletinin emperyalist girişimleri arasındaki bağlantıyı kuramayanların, olayı sadece -son günlerde hangi partinin genel başkanı olduğunu bile doğru düzgün hatırlayamayan- Erdoğan'ın planlarıyla ilgili sananların kafalarındaki ampulü yakmak için TÜSİAD elinden geleni yapıyor: 

"... Suriyelilerin ülkelerini terk etmek durumunda kalmaları bir insanlık dramı. Türkiye halkı ve devleti bu konuda son derece fedakar ve kapsayıcı duruş sergiledi. Güvenlik, istihdam, eğitim ve sağlık gibi birçok boyutu olan bir sorunlar yumağı söz konusu. Çözüm araçları da bu duruma uygun olarak her boyutta düşünülmeli.

Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu İstanbul’da gerçekleştirilen 12. Astana Zirvesi sonrasında tekrar vurguladığı güvenli bölge çözümü kritik öneme sahip. Başta ABD, AB, Rusya ve İran olmak üzere tüm siyasi aktörlerin bölgede sürdürülebilir bir iktisadi altyapı ve güvenliğin oluşturulmasına katkı vermesi beklenir. Ancak böyle bir girişimle göç sorununa kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunur.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın işaret ettiği 1 milyon Suriyeli göçmenin güvenle, gönüllü bir şekilde ve huzurla ülkelerine dönmesi sağlanır. Bu sorun artık bir bölge sorunu değil. Ancak küresel işbirliği ile çözülebilecek bir konu." (bkz. https://archive.md/wip/tkKmY)

Sınıf Politikası 


14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sermaye medyası, Nuray Mert'giller ve TÜSİAD “demokrasi"si üzerine

Nuray Mert kimdir, ne iş yapar, hatırlayalım:

"Red Hack'in yayımladığı e-postaya göre [Arzuhan Doğan] Yalçındağ, Berat Albayrak'a gönderdiği mailde şunları ifade ediyor:

"Ahmet Hakan, Nuray Mert, Arzu (Arzuhan Yalçındağ) ve ben Bodrum’da 12/ağustos cuma akşamı sohbet. Nuray Mert Sayın CB mızın hayranı olmuş, ‘doğru konuşalım olmasaydı mahvolmuştuk’ der. Arzu sorar neden akademisyenler yurt dışında gazete ilanları vermiyorsunuz düşüncelerinizi anlatsanız çok hoş olur. Nuray cevaben çok doğru olur ben bir yoklayayım etrafı der.”

24 Nisan 2017 Pazartesi

"Devletin hızlanması" ve "şirket gibi yönetilmesi", peki ama kimin için?



Özellikle kritik önemdeki ekonomik ve siyasal konularda hükümetlerin kendi çıkarları doğrultusunda hiç vakit kaybetmeden karar alması tekelci sermayenin her zaman arzu ettiği bir şeydir. Lenin’in söylediği gibi "finans kapital [banka sermayesiyle bütünleşmiş sanayi sermayesi] özgürlük istemez, o her şeye egemen olmak ister." 

2 Aralık 2016 Cuma

"Otoriterleşme" ya da "ileri faşizm"in sınıfsal temeli üzerine

Saray ve Hükümet cephesi, MHP'nin yıllardır savunduğu ama kendi hükümet ortaklığı döneminde bile tam olarak uygulatamadığı (bütün kapsamıyla uygulamaya cesaret edemedikleri) politikaları adım adım hayata geçiriyor. Kürdistan'da "taş üstünde taş bırakmama" kanlı kampanyasından sonra, Bahçeli hapishanelerdeki Öcalan'ın, PKK'lilerin ve devrimcilerin idamını istiyor, Erdoğan da "şimdilik" kaydıyla HDP yöneticilerinin ve vekillerin hapse atılmasını veriyor. MHP bugün tek başına hükümet olsa uygulamakta zorlanacağı uğursuz işleri, Saray ve Hükümet cephesi 1 Kasım bombalı seçimlerini, IŞİD saldırılarını ve 15 Temmuz "darbe girişimi" garabetini kullanarak geniş kitleler üzerinde kendi yarattığı terör ortamında fazla bir direnişle karşılaşmadan hayata geçiriyor.

11 Eylül 2016 Pazar

12 Eylül’ün Sınıfsal Gerçekliğini Hatırlamak


Balık Hafızasına Mahkûm Edilen Toplumda

12 Eylül’ün Sınıfsal Gerçekliğini Hatırlamak

12 Eylül faşist darbesi, hangi sınıfların çıkarlarını gerçekleştirmek için yapıldı? Hangi sınıfların çıkarlarını gerçekleştirdi ve hangilerinin en temel haklarını yok etti? Yoksa burjuva medyasının açıkladığı gibi birkaç kendini bilmez askerin yaptığı bir iş miydi sadece?