14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sermaye medyası, Nuray Mert'giller ve TÜSİAD “demokrasi"si üzerine

Nuray Mert kimdir, ne iş yapar, hatırlayalım:

"Red Hack'in yayımladığı e-postaya göre [Arzuhan Doğan] Yalçındağ, Berat Albayrak'a gönderdiği mailde şunları ifade ediyor:

"Ahmet Hakan, Nuray Mert, Arzu (Arzuhan Yalçındağ) ve ben Bodrum’da 12/ağustos cuma akşamı sohbet. Nuray Mert Sayın CB mızın hayranı olmuş, ‘doğru konuşalım olmasaydı mahvolmuştuk’ der. Arzu sorar neden akademisyenler yurt dışında gazete ilanları vermiyorsunuz düşüncelerinizi anlatsanız çok hoş olur. Nuray cevaben çok doğru olur ben bir yoklayayım etrafı der.”

13 Haziran 2017 Salı

Patronları Gezi Direnişi sırasında en çok korkutan şey neydi?

1960'lı yıllardan beri Koç Holding'in toplu sözleşmelerde sendikalarla müzakerelerini yürüten, daha sonra bu alandaki "üstün başarıları" sayesinde önce MESS, sonra TİSK (Türkiye İşverenler Sendikası) Başkanlığına ve en son Dünya İşverenler Sendikası başkan yardımcısı konumuna terfi eden Tuğrul Kudatgobilik bu yıl içinde (2017) anılarını yayınladı. Burjuvazinin bu zeki ve deneyimli uşağı anılarında Gezi Direnişi sırasında patronların yaşadığı büyük bir korkuya da yer vermiş:

24 Nisan 2017 Pazartesi

"Devletin hızlanması" ve "şirket gibi yönetilmesi", peki ama kimin için?



Özellikle kritik önemdeki ekonomik ve siyasal konularda hükümetlerin kendi çıkarları doğrultusunda hiç vakit kaybetmeden karar alması tekelci sermayenin her zaman arzu ettiği bir şeydir. Lenin’in söylediği gibi "finans kapital [banka sermayesiyle bütünleşmiş sanayi sermayesi] özgürlük istemez, o her şeye egemen olmak ister." 

13 Nisan 2017 Perşembe

Erdoğan'ın özlediği "Disiplinli Hürriyet" ya da "Milli Şef"lik rejimi

Erdoğan'ın özlemini duyduğu, şimdiden önemli ölçüde fiilen hayata geçirmiş olduğu ve 16 Nisan referandumuyla legalize etmeyi amaçladığı rejim Türkiye tarihinin hiç de yabancısı olmadığı bir rejimdir. Bu faşizmin "Führer ilkesi"nden ilham alan "Milli Şeflik" rejimi olarak Kemalist tek parti diktatörlüğü döneminde Türkiye'de uygulanmış olan rejimin üzerine bol "İslam" sosu dökülmüş bir yeniden baskısından ibarettir.

2 Aralık 2016 Cuma

"Otoriterleşme" ya da "ileri faşizm"in sınıfsal temeli üzerine

Saray ve Hükümet cephesi, MHP'nin yıllardır savunduğu ama kendi hükümet ortaklığı döneminde bile tam olarak uygulatamadığı (bütün kapsamıyla uygulamaya cesaret edemedikleri) politikaları adım adım hayata geçiriyor. Kürdistan'da "taş üstünde taş bırakmama" kanlı kampanyasından sonra, Bahçeli hapishanelerdeki Öcalan'ın, PKK'lilerin ve devrimcilerin idamını istiyor, Erdoğan da "şimdilik" kaydıyla HDP yöneticilerinin ve vekillerin hapse atılmasını veriyor. MHP bugün tek başına hükümet olsa uygulamakta zorlanacağı uğursuz işleri, Saray ve Hükümet cephesi 1 Kasım bombalı seçimlerini, IŞİD saldırılarını ve 15 Temmuz "darbe girişimi" garabetini kullanarak geniş kitleler üzerinde kendi yarattığı terör ortamında fazla bir direnişle karşılaşmadan hayata geçiriyor.

11 Eylül 2016 Pazar

12 Eylül’ün Sınıfsal Gerçekliğini Hatırlamak


Balık Hafızasına Mahkûm Edilen Toplumda

12 Eylül’ün Sınıfsal Gerçekliğini Hatırlamak

12 Eylül faşist darbesi, hangi sınıfların çıkarlarını gerçekleştirmek için yapıldı? Hangi sınıfların çıkarlarını gerçekleştirdi ve hangilerinin en temel haklarını yok etti? Yoksa burjuva medyasının açıkladığı gibi birkaç kendini bilmez askerin yaptığı bir iş miydi sadece?

21 Temmuz 2016 Perşembe

Darbe girişimi sırasında 1. Ordu Komutanı Bahçeli'den emir alıyormuş

Orduya sızan ve orduda emir komuta zinciri dışındaki mercilerden emir alan sadece Fethullahçılar mıdır? Yaşadığımız tuhaf "darbe girişimi" sayesinde bunun böyle olmadığı da kanıtlanmış oldu.

Bir MHP Genel Başkan yardımcısının bir canlı yayına bağlanarak aktardığına göre "Darbe girişimi" sırasında 1. ordu komutanı (Ümit Dündar) Erdoğan'ı arayarak "merak etmeyin, biz bu darbenin dışındayız, bu çeteleri de temizleyeceğiz, o yüzden İstanbul'a gönül rahatlığıyla gelebilirsiniz" diyor. Erdoğan bunun üzerine peki sana nasıl güvenebilirim diye sorduğunda ise, "efendim şu anda bütün kontrol Devlet Bahçeli'nin elinde, biz ona çok bağlıyız, isterseniz ona sorun" diyor ve bunun üzerine Erdoğan Bahçeli'yle konuşarak ve Bahçeli'nin verdiği güvenceye güvenerek İstanbul'a gelmeye karar veriyor. Demek ki neymiş, orduda kritik bir durumda emirleri doğrudan MHP'nin başından alan bir ekip varmış. "Şanlı halk hareketiyle darbeler dönemi kapatıldı" sanan naif-demokratlarımıza duyurulur. (20 Temmuz 2016 tarihinde Habertürk kanalında yayınlanan programın ilgili kısmı için bkz. https://youtu.be/aFJbjW_3jdE?t=790